21 Ocak 2016 Perşembe

Kıymık

Peykeler üstü bana kanlı yatak
Kıymık bir bir oldu etimle tırnak
Keder bağlandı boynuma yaşmak
Sıkıyor sıkıyor vecd bana ırak

20 Ocak 2016 Çarşamba

Muallak Sorular

Kafamın içi muallak sorular
Cevap bulamam bunlar beni aşar
Soru üstüne sorular getirdin
Hain kötülük yedin beynimi, semirdin

İntizam ve Tanzim

Ey gökler yırtan kartal! Var mı senden özgürü
Ey kökler salan ağaç! Var mı senden sürgünü
Ey zıtlıklardan bir yapan ruhların sökünü
Sen olmasan nasıl mana bulur bunca örgü?

Anmak

Boşa tükettiğin nefesini "O" ne edecek
Bile anarken "O"nun lafzını börtü böcek

Atayla hasbihal


Elbise vardi üstünde muhal mi muhal
Gidip de yanına sorarım:"Nedir bu hal?"
Der ki:"Silindi vehmimden en buyuk hayal."
Yorgunluktandır çömdü yazık belli topal

Peşine sonra dedim:"Ne idi ki vehmin?"
-Yavrum kökünü unutmasın işte tüm derdim.
Dedim:"Peki nedendir bu derbeder halin?"
"Beni unutmak öte dursun düşman bellendim."


Dedim sonra:" Peki bey baba sen kimlerdendin?"
"Yavrum için on binler yüz binler can verendim.
Şu ayaklarını bastığın yeri bildin?
İşte işte o kefensizlerin hepsi bendim."

Yaz çiz kız

Bileklerimde yine zelzeleler baş gösterdi. Bileklerim yine köpürüyorlar, tepiniyorlar; duyabiliyorum  dillerinde:”Yazı Yazı!” diye bir tezahürat. Zihnim acımasızca coplarını savuruyor, yaptığı gayri ahlaki. Lakin ne yapsa tarumar edemiyor bilekler muvaffakiyete gayretli. Çıldırıyorum idrak edemiyorum içinde fırtınayken bilekte neden kasvetli. Zihnim hani en benciliydik biz dünyada. Yazmadan nasıl başarılı bir hodbin olunur ki?
             Damarda kan bilekten fikir akmadıkça ne kıymetleri var. Kağıt ey nurlar saçan, ışıldayan kağıt! Sende de suç var. Neden öyle güzel güler zihnimi bulandırırsın? Hadi hadi bir gayret sünger ol em mürekkebimi. Zihnime ne diyebilirim ki... Neden işler bu mezalimleri hiç bilmem. Yazık değil mi o fikirciklerine? Aksa hoş değil mi bilekten kaleme kalemden deftere? Sen yağmurlu günde olukta çağlayan su bileklerim ise çölde bir serap. Kevserler gibi akmak ister kuvvet gelmez, kaderde yazmaz. Acımaz mısın şu ince bileklere?

            İşte işte açıldı paslı musluklar, döküldü oluk oluk hasbihaller! Ama sinemde artan bir ukte. Neden böyle hissediyorum. Hani yazanlar muhterem olurdu.  Ey mürekkebimi içen kağıt, Ey külliyatlar yutmuş kağıt! Söyle neden mahrem bir tanecik fikir bırakmadın bana.