Bileklerimde yine zelzeleler baş
gösterdi. Bileklerim yine köpürüyorlar, tepiniyorlar; duyabiliyorum dillerinde:”Yazı Yazı!” diye bir tezahürat.
Zihnim acımasızca coplarını savuruyor, yaptığı gayri ahlaki. Lakin ne yapsa
tarumar edemiyor bilekler muvaffakiyete gayretli. Çıldırıyorum idrak edemiyorum
içinde fırtınayken bilekte neden kasvetli. Zihnim hani en benciliydik biz
dünyada. Yazmadan nasıl başarılı bir hodbin olunur ki?
Damarda
kan bilekten fikir akmadıkça ne kıymetleri var. Kağıt ey nurlar saçan,
ışıldayan kağıt! Sende de suç var. Neden öyle güzel güler zihnimi
bulandırırsın? Hadi hadi bir gayret sünger ol em mürekkebimi. Zihnime ne
diyebilirim ki... Neden işler bu mezalimleri hiç bilmem. Yazık değil mi o
fikirciklerine? Aksa hoş değil mi bilekten kaleme kalemden deftere? Sen
yağmurlu günde olukta çağlayan su bileklerim ise çölde bir serap. Kevserler
gibi akmak ister kuvvet gelmez, kaderde yazmaz. Acımaz mısın şu ince bileklere?
İşte işte açıldı paslı musluklar, döküldü oluk oluk
hasbihaller! Ama sinemde artan bir ukte. Neden böyle hissediyorum. Hani
yazanlar muhterem olurdu. Ey mürekkebimi
içen kağıt, Ey külliyatlar yutmuş kağıt! Söyle neden mahrem bir tanecik fikir
bırakmadın bana.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder